Forumilac.Com // Forum,Pvp,Metin2,Web,Online,Edebiyat,Download,Program

Forumilac.Com // Forum,Pvp,Metin2,Web,Online,Edebiyat,Download,ProgramHoşgeldiniz!


    Ramazan'da kahve ve nargile keyfi

    Paylaş
    avatar
    Admin
    Administrator
    Administrator

    Mesaj Sayısı : 78
    Rep Gücü : 45762066
    Rep Puanı : 6
    Kayıt tarihi : 18/08/10
    Yaş : 28
    Reklam :

    Ramazan'da kahve ve nargile keyfi

    Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Ağus. 30, 2010 10:33 pm

    Ramazan'da kahve ve nargile keyfi



    Kahveler dediğimizde aklımıza günümüzün dışındaki mekanlar gelmeli.



    İçinde kitaplar, dergiler olan, aralarındaki sohbet ile bilgi alış verişinde



    bulunan müşteriler düşünün.



    Ramazan akşamları semai kahvelerini aratmayan iftardan sahura kadar



    devam eden mekanlar da neşe de vardı hiciv de.



    Sazlı atışmalarda ufaktan konser de verilir, müşteri gönlünden ne koparsa



    icra-i sanat edenlere verirdi.





    Mahmutpaşa Mahkemesi ile Ayasofya Camisi meydanlarında, Beyazıt’taki türbenin



    bitişiğinde, Aksaray’da Muratpaşa Camisi avlusundaki kahveler, Eminönü’nde Valide



    Kıraathanesi, köprünün Boğaziçi iskelelerinde Ligor’un kıraathanesi,



    Emirgan’da Çınaraltı, nargile içenlerin en çok rağbet ettiği kahvelerdi.







    TİYATROCULAR KAHVESİ



    İftar sonrası Fatih ve Mahmutpaşa camilerinin avlularındaki kahvehaneler çok kalabalık



    olur, özellikle Tiryakiler Çarşısı’nın kendine has havası nargile içenlerin akınına uğrardı.



    Ramazan gecelerinde bu tiryaki kahvelerinde akşam üzeri büyük hazırlıklar yapılırdı.



    Garsonlar bellerinde peştamallar ellerinde maşaları şıkırdatarak dört bir tarafa koşup,



    ”Buyurun ağalar, buyurun” sözleri ile devamlı müşteri çağırırlar



    ve bir taraftan da çubuk, kahve, nargile ve ateş yetiştirmeye çalışırlardı.











    Çamlıca Millet Bahçesi, Kuledibi’ndeki Pirinççi Gazinosu, Gedikpaşa’da Güllü



    Agop’un işlettiği kahvehane de bu dönemde nargile meraklılarının uğrak yeri olmuştu.



    Tiyatrocular Kahvesi olarak da bilinen Ege Kıraathanesi yine bu dönemlerin



    tanınmış sanatçılarının tavla oynayıp, nargile fokurdattıkları bir kahve idi.



    Muhlis Sabahattin, Eyüp Sabri, Adil Güldürür kahvenin devamlı müşterileri arasındaydı.



    Otele gidecek parası olmayan oyuncular 50 kuruşu verirler, kahvede sabahlarlardı.





    HACI REŞİT



    Direklerarası’nda bulunan Hacı Reşit’in Çayhanesi de müdavimleri arasında en birinci



    sırada yer alan bir mekandı.



    Cenab Şahabettin’in deyimi ile ”bir çay tepsisi gibi” mini mini çayhanesinde



    içilen çayın ve nargilenin lezzeti bir başka yerde yoktu.





    Cenap Şahabbettin, Hacı Reşit’in çayhanesi ile ilgili şu bilgileri veriyor:



    “Hacı Reşit bir nahif ve ufak tefek Buda ciddiyeti ile semaverinin yanında oturur



    ve ara sıra manidar tebessümü ile muhazarat-ı üdebaya bigane olmadığını anlatırdı.



    Müşterileri ile münasebeti hemen hemen dostane ve hatta bazıları



    ile uhuvvetmendane idi.



    Bilmem niçin orada alelekser çayı nargile ile, kahveyi sigara ile müzdeviç görürdüm.



    Orada duman bana mı öyle gelirdi bilemem. İster lüleden ister ağızlıktan çıksın,



    yakışıksız bir şey olmazdı.



    Fikrimiz duman mevceleri ile sanki yükselirdi



    ve çayhanenin tavanına mübhem bir sema maviliği gelir



    ve sanırdınız ki mavilik biraz da sizin dimağınıza nüfuz ediyor.”









    Direklerarası’ndaki kahvelerin tiryakileri Hüseyin rahmi Gürpınar’ın



    'Son Arzu' romanında da vardır:



    “Her biri dizini çaycı dükkanının iki kenarına uzatmak üzere tam peyke açısına



    bağdaş kurarlar.



    Tabakada öteden beri alışılmış tütün, sağ cepte sergiden alınan tütün,



    solda da kokulu bohça...



    Cigaranın biri elde, ikincisi önde, üçüncüsü de kulak arkasında.



    Kahvenin biri bitmeden öteki ısmarlanır.



    Öyle nargile düşkünleri vardır ki, marpucu ağzından hiç çıkarmamak için



    üçte bir dudakla konuşurlardı."





    TERAVİDEN SONRA



    Ramazanda iftar sonrası nargile keyfinin büyük önemi vardı.



    Orucunu açıp yemeğini yedikten sonra nargilesini içenler olduğu gibi,



    iftardan sonra soluğu kahvelerde alanlar da vardı.



    Bu kahveler tıka basa dolar, çıraklar meddahları dinlemeye gelen müşterilere



    bir yandan sandalye ayarlamaya, bir yandan da nargile hazırlamaya yetişemezlerdi.



    Teravih namazından sonra gelebilenler kendilerine bir yer bulmaya çalışırken bir



    taraftan da çırağa seslerini duyurmaya çalışırlardı:



    “Doldur iki nargile.”



    Bu kahvelerin görüntüsünü de Halit Fahri Ozansoy çizer:



    “Nargile içenlerden muteber müşteriler özellikle sobaya yakın bir yerde



    rahat iskemleler verilmiş.



    Bir taraftan, sağda solda fokur fokur nargileler içilirken, çıraklar çay



    ve kahvelerle beraber, kırmızı marpuçlu nargileleri de yetiştirmeye çalışıyorlar.



    Nargilenin ateşini üflemek de var !”



    Bu tasvirden de anlıyoruz ki, çay



    ve kahve her dönem nargilenin vazgeçilmez unsurları olmuştur.









    1854 yılı Ramazan’ında İstanbul’a gelen Batılı bir şair,



    Beyoğlu’ndaki kahvehaneleri anlatırken farklı bir görüntü çizer:



    “İstanbul’un en güzel yapıları ile Beyoğlu semti kıvanç duyar.



    Onları Marsilya, Barcelona, hatta Paris’e layık görür. Gerçekten de bu evler,



    en uygar, en modern çirkinliktedirler ama şunu da teslim etmek gerekir ki,



    gece fenerlerin ve yıldızların belli belirsiz, ya da badanalı cephelerini sanki buzlaştıran



    ayın, mor ışığında bu evler ağır kitlelerinden ötürü hayli gösterişli bir niteliğe bürünürler.



    Çalgılı kahvehaneler var.



    Bunlar, konsomasyon yapma zevkine, Alman valsleri



    ve İtalyan opera uvertürleri çalan açık hava çigan orkestralarının müzik zevkini katarlar.



    Mezarlara bakan bu gezinti yeri, çok şenlikli. Müzik hiç durmaz.



    Orkestranın biri biterken öteki çalmaya başlar.



    Müzik, alçak sesle konuşan gezicilerin fısıltılarıyla, Verdi’nin nağmelerini karıştırarak



    ortalığa bir bayram yeri havası verir. Nargilelerin, tömbekilerin, sigaraların dumanı



    spiraller çizerek havada yükselir, koşuşup durur.”


    En son Admin tarafından Ptsi Ağus. 30, 2010 10:42 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
    avatar
    Deboy
    BANNED
    BANNED

    Mesaj Sayısı : 2
    Rep Gücü : 306102
    Rep Puanı : 0
    Kayıt tarihi : 30/08/10
    Yaş : 24
    Nerden : Ts Clup
    Reklam :

    Geri: Ramazan'da kahve ve nargile keyfi

    Mesaj tarafından Deboy Bir Ptsi Ağus. 30, 2010 10:36 pm

    Laughing Nargilede erto Bu Konu link çıkmış
    avatar
    Admin
    Administrator
    Administrator

    Mesaj Sayısı : 78
    Rep Gücü : 45762066
    Rep Puanı : 6
    Kayıt tarihi : 18/08/10
    Yaş : 28
    Reklam :

    Geri: Ramazan'da kahve ve nargile keyfi

    Mesaj tarafından Admin Bir Ptsi Ağus. 30, 2010 10:42 pm

    yaptım Very Happy

      Forum Saati Çarş. Ocak 16, 2019 9:58 pm